Yurt dışı eğitim



Yayınlanan Kas 26 2014 - 11:36am Yazan admin



karyaa1Ülkemiz çok yoğun bir gelişme çabası içinde özellikle son 10 yıldır.. Tabii insanlarımız da öyle..

Her ne kadar birçok yeni yatırımlarla birlikte yeni iş sahaları açılıyorsa da, nüfus artışımız da öylesine hızlı ki on binlerce gencimiz hem de yüksek eğitim tahsili yapmalarına rağmen yine de iş bulma sıkıntısı çekiyorlar. Deyim yerindeyse “ekmek tam da ağzında aslanın”..

Gerçekten de artık yalnızca üniversite mezunu olmak yetmiyor çünkü maşallah o kadar çok var ki seç seç al aralarından..  Pekiyi, neye göre seçsin işverenler veya iş bulma firmaları, danışmanlar?

İşte meselenin can alıcı noktası tam da burada; İnsanımız ve bilhassa yeni nesil fark yaratmak, farklı özelliklere sahip olmak zorunda para, pul, konfor gibi hayattan bekledikleri maddi değerler kavuşmak istiyorlarsa.. Fark yaratan en önemli kişisel özelliklerin başında da hiç şüphesiz yabancı dil becerisi gelmekte hiç şüphesiz…

Bundan 20 yıl önce yabancı dil dendiğinde  Almanca, İngilizce ve Fransızca vesaire gelirdi insanların aklına.. Hatta firmalar yayınladıkları eleman ilanlarında “Almanca bilen, Fransızcayı akıcı konuşan, iyi İngilizce dil bilgisine sahip” filan gibi ifadeler kullanırlardı firmanın uyruğuna göre değişen. Örneğin Alman HOECST firması eleman alırken iyi Almanca bilmeyenlerin hiç mi hiç şansı olamazdı.

Şimdiyse durum öylesine farklı ki; Artık bu dillerin neredeyse adı bile zor geçiyor ve varsa yoksa İngilizce dili soruluyor… Yani doğru dürüst İngilizce konuşamayan bir mühendis, mimar vesairenin iş bulma ve de bulduktan sonra yükselme şansı bilene göre çok daha zayıf oluyor. Hatta daha da öteye bir şekilde iş bulmuş olan kıymetli bir eleman çalıştığı firma yabancı bir firma tarafından satın alınıp da yönetime yabancılar geldiğinde yabancı dil bilmediğinden işinden olma riskiyle bile karşı karşıya kalabiliyor.. Ne kadar ürkütücü değil mi? Ürkütücü ama hayal ürünü masal değil maalesef. Çünkü buna benzer olaylarla öyle sık karşılaşıyoruz ki günlük hayatta.. Üstelik de ülkemize gittikçe artan sayıda yabancı şirket (ve dolayısıyla yabancı yönetimler) geldikçe bu risk daha da artacak..

İyi de ülkemizde ne yazık ki iyi bir yabancı dil eğitimi verme becerisine sahip değil devletimiz. Zaten yabancı dil de en iyi orta eğitimde (ve hatta öncesi) öğrenilmekte.. Yani beyinler taze iken de diyebiliriz.. Bu noktada okullarımızın durumu belli ve hatta kendilerine kolej ismi takmış olup on binlerce lira ücret alanlar da dahil olmak üzere…

Evet işte tam da burada kendi göbeğimizi kesmek zorunda kalıyoruz. Yabancı dili öğrenebilmek için en kestirme ve de neticeye giden yol bu işi yurtdışında halletmektir. Nasıl mı? Örneğin, Karya International Web Sitesi gibi bu işi ciddi ve bilimsel olarak ele alan danışman firmalara müracaat ederek. Onlardan açık, seçik ve teyitli bilgiler aldıktan sonra şapkamızı önümüze koyarak en doğru kararı vererek. Neye göre? Tabii ki hedef ve olanaklarımıza göre. Şüphesiz ki olanak derken maddi imkanlarımızı kastediyoruz. Bu konuda örneğin Karya firması çok değişik alternatifler sunabilmektedir.

Bir de referans denilen çok önemli olacaktır. Yani bize bu konuda danışmanlık edecek firmanın referansları mevcut mudur? Bunlar nedir ve ne kadar inandırıcıdır? İşte bu noktalara da dikkat etmek gerekecektir.

En iyisi bu konuda plan yapması gereken insanlarımızın vakit kaybetmeden böyle ciddi ve deneyimli bir danışmanlık firmasına başvurmalarıdır. Görülecektir ki böyle bir kuruluş bizim buraya sığdırabildiklerimizden çok daha fazla ve de somut bilgi sunacak ve kişinin bu konuda kendisi için doğru ve faydalı kararı vermesine katkı sağlayacaktır..

Neticede şöyle veya böyle, şu şekilde bağlamayı uygun görüyoruz; Eskiden denirdi ki” Bir dil eşittir bir adam”.. Şimdiyse rahatlıkla “İngilizce eşittir bir adam” diyebiliyoruz.. Buna göre siz siz olun harekete geçmek için çok da beklemeyin doğrusu. Zira dilden de önemli bir şey var o da zaman.. Giden bir daha geri gelmiyor.

(577)




Yazar Hakkında

Bir yanıt bırak